Yorum l İlk Hata Düzeltildi, Sıra İkinci Hatayı Yapmamakta

Yorum l İlk Hata Düzeltildi, Sıra İkinci Hatayı Yapmamakta

(goal.com)

Süper Lig’de on maçta aldığı iki galibiyet, üç beraberlik, beş mağlubiyetle yalnızca dokuz puan toplayabilen Fenerbahçe, ilk 10 haftalar itibariyle tarihinin en kötü başlangıcını yaptı. Takımın Teknik Direktörü Phillip Cocu, 1-3’lük Ankaragücü maçının ardından basın toplantısına çıkamadan görevinden alındı. Ali Koç ikinci Camiaya Sesleniş programında Cocu’yu, kariyerinde belirli başarıları olan ama yüksekleri hedefleyen, gençliğe önem veren, makul bütçelerle takım kurmayı öğrenmiş ve kariyerinde yeni bir heyecan arayan biri olduğu için tercih ettiğini söylemişti. Bu açılardan bakınca kağıt üstünde mantıklı bir tercihti fakat pratikte öyle olmadı.

Vizyon değişikliği ve Cocu

Değişime sabır göstermek gerekir ama bunu yapabilmek için en azından ortada umut olması gerekir. “Vizyon değişikliği” mottosuyla gelen yönetimin Ekim ayında antrenör kovması güzel olmadı, fakat zararın neresinden dönülürse kardır noktasına gelindi. Bu nedenle doğru bir tercih yapıldı. Hatta geç kalındığı, Rize maçından sonra bunun yapılması gerektiği iddia edilebilir.

Cocu ile haklı olarak yolların ayrılmasının(Comolli’ye sonda değineceğim) iki sebebi var:

1- Fenerbahçe taraftarının bir numaralı arzusu hücum futbolu oynayan, içeride-dışarıda rakip fark etmeksizin büyük takım hüviyetiyle hareket eden bir takımdı. Cocu bu takımı oluşturamadı. Evet kadro kalitesi yetersiz, ama ligde 15. sırada yer alacak kadar düşük de değil. Eksiklere rağmen bu kadro, ligdeki çoğu takımın kadrosundan daha iyi. Bu noktada zayıf takımlara karşı iç sahada bile büyük takım zihniyetinin hissetirilememesi sorun. Bunun yanında, geçen sezon takım en azından kazanıyordu. Geçen yıl Fenerbahçe üç Akhisar maçının ikisini kazansa iki kupası vardı, üçüncüsü için de mücadele edecekti. Bu sezon, iyi oynanamasının yanında kazanma alışkanlığı da kayboldu. Avrupa kupalarında oynanan maçlarla beraber toplam 15 maçta yalnızca üç galibiyet alınabildi. Ayrıca atılan gollerde de geçen sezon defansif denen Fenerbahçe 78 golle ligin en çok gol atan takımıydı. Bu sezon Fenerbahçe 10 haftada yalnızca yedi gol atabildi. Bu alanda Alanya’dan bir gol fazla, Erzurumspor’la eşit gol sayısı ile sondan üçüncü sırada.

2- Kadronun kalitesi Fenerbahçe standartlarında değil fakat gözüktüğü kadar da kötü değil. Eldeki oyuncuların zirve performansları değil, normal performansları bile alınabilse bu takım Süper Lig’in şu anki halinde ilk dörde rahat girer. Valbuena, Soldado, Ekici, Isla, Ayew, Topal hatta Slimani gibi kumaşı belli ve geçmişte fark yaratmış  oyunculardan fayda alınamıyor. Kalitesinin hakkını veren tek oyuncu Skrtel. Son dönem Hasan Ali hariç Alper, Şener gibi görev adamlarından asgari performans bile alınamıyor. Harun Bursa’daki haline göre özgüveni kırılmış ve formsuz bir halde. Elif ve Benzia takımın ayakta kalan oyuncularından fakat onların yetenekleri de iş bitirici şekilde kullanılamıyor. Yani Cocu elindeki oyunculardan yeterli verimi alamıyor. Bunun yanında Fenerbahçe’nin şu ana kadar yaptığı nadir pozitif işlerden biri kadroya potansiyelli genç oyuncuların alınması ve genç oyunculara karşı olan bakış açısı değişimiydi. Fakat bunun da içi doldurulamadı. Barış gelecek vaadederek başlamışken birden kesildi. Geçen haftaki Sivas maçında Barış yedekken sol kanatta 90 dakika sol bek için bile yetersiz olan İsmail Köybaşı oynadı. Berke, Ferdi, Yiğithan ve Oğuz Kaan’ın Elif’in bulduğu, Barış’ın bulması gereken şansı bulmaması normal, fakat Berke, Ferdi ve Yiğithan’a kadro oyuncusu oldukları bile hissettirilmedi, Oğuz Kaan da resme ancak iki maçtır dahil oluyor(Ankaragücü maçında şanssız bir şekilde sakatlandı, geçmiş olsun).

Yeni antrenör kim olmalı?

milliyet.com.tr

Peki Cocu yerine takımın başına kim geçmeli? Öncelikle ligin dinamiklerini bilen biri olmalı. Bu laf kulağa çok klişe geliyor ama Süper Lig için doğru. Ayrıca Fenerbahçe şu an özel bir durumda. Kadroda yapılan 11 yeni transferin yanında sürekli diziliş ve kadro değişmişken, 15 maçta üç galibiyet alınabilmişken, 10 lig maçında yedi gol atılabilmişken, antrenörün adaptasyon süresiyle vakit kaybedilmemeli. Bu bağlamda boştaki bir isim öne çıkıyor: Ersun Yanal. Yanal, ligi tanımasının yanında hem taraftarın yıllardır açlığını çektiği değerleri getirebilecek hem de takımdaki başta yetenekli oyuncular olmak üzere herkesten faydalanabilecek bir antrenör. Fenerbahçe’den sonraki Trabzon macerası ve karakteri soru işaretli durabilir ama sadece tribünde yaratacağı hava değişikliği için bile hazır boştayken Ersun Hoca’ya gidilmeli. Eğer Ersun Yanal olmazsa, yabancı bir teknik direktöre yönelinmesindense yine yerli bir antrenör düşünülmeli. Aykut Kocaman ihtimali, kovulan üç antrenörle ilgili yaşananların ardından imkansıza yakın. Bu durumda Ersun Yanal’a alternatif olarak Kemal Özdeş ve Erol Bulut isimleri öne çıkıyor. İki antrenörün de yorgun bir büyük takımın baskısını kaldırıp kaldıramayacağı ve topa sahip olup hücum oynaması beklenen bir takımda ne yapacağı soru işaretli, doğru. Fakat aynı zamanda futbol akılları ve karakterlerine güvenilecek, ellerindeki kadrolardan verim almayı bilen, oyuncularıyla iyi anlaşan, Fenerbahçe gibi bir camiaya gelmenin kıymetini bilecek iki antrenörler. Mevcut durumda yabancı antrenörün adaptasyon süreci ve kimyasının tutup tutmayacağı riskini almaktansa en azından sezon sonuna güvenli ve umut veren bir şekilde ulaşabilmek için Özdeş ve Bulut düşünülebilir. Eğer illa yabancı bir antrenörle çalışılacaksa da en azından fark yaratma potansiyeli olan bir tercih yapılmalı. İlgilenildiği iddiaları doğruysa ve alınması mümkünse boştaki Leonardo Jardim gibi.

Tüm suç Cocu’nun mu?

(fenerbahce.org)

Son olarak tüm suç Cocu’nun mu? Elbette değil. Comolli ve takımın da şu anki durumda çok ciddi payı var. Özellikle Comolli’nin Cocu’dan da fazla sorumluluğu var. Çünkü bu başarısız organizasyonun başında Comolli var. İlk olarak taraftarın hücum futbolu açlığı aşikarken PSV’de taraftarın istediği tarz futbol oynatmayan Cocu’yu getirdi. Cocu’nun PSV’de oynattığı 4-3-3 dizilişi ve futbol anlayışına uygun olmayan bir kadro kurdu. Yaz transfer dönemi maddi olarak artıda kapatılsa da son yıllardaki kadro kalitesi sorunu çözülmedi, hatta arttı. Asıl eksik bölgeler olan sol bek ve sekiz numara yerine Topal, Oğuz Kaan, Slimani ve Soldado’nun olduğu ön libero ve forvet bölgelerine transferler yapıldı. Stopere atletik bir oyuncu gerekirken Neustadter’e benzer, yavaş ve yumuşak Reyes geldi. Üstelik Jailson, Frey ve Reyes mevki veya oyun tarzı olarak yanlış tercihler olmalarının yanında potansiyelleri de yüksek oyuncular değiller. Bu nedenlerle Comolli de gitmeli. Fakat Cocu’yla birlikte Comolli’nin de gönderilmesi Fenerbahçe’yi maddi olarak çok yoracağı ve vizyon değişiminin yüzü olan iki isimle de yollar Ekim ayında ayrılmış olacağı için Comolli’nin gönderilmesini beklemiyorum. Bu nedenle bu konuyu daha sonra açacağım. İşin takım kısmında da zaten dört kadro dışı var, başka yaptırım olmamalı. Hatta Volkan Demirel takıma dönmeli. Mantalitelerini değiştirirlerse ve ihtiyaç olursa Ozan, Dirar, Aatıf bile kadroya dönebilir. Çünkü sezonun bu noktasında amaç oyuncu kaybetmek değil, kazanmak olmalı. Gönderilmek istenen oyuncular için devre arası beklenmeli, o zaman gelince de gereken yapılmalı.

Fenerbahçe, 2002-2003 sezonundaki Werner Lorant’tan bu yana ilk kez bir antrenörle sezon devam ederken yollarını ayırdı. Önümüzdeki cumartesi Galatasaray deplasmanına çıkacak Fenerbahçe’nin yeni antrenörünün kim olduğunu birkaç gün içinde öğreneneceğiz. Galatasaray’ın durumunu da düşününce bizi haftaya Türk Telekom’da çok ilginç bir derbi bekliyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *