Analiz l Hem Puan Tablosunda Hem Futbolda Zirvede

Analiz l Hem Puan Tablosunda Hem Futbolda Zirvede

(indianexpress.com)

Bundesliga ve Şampiyonlar Ligi’nde oynanan toplam 15 maçta alınan 11 galibiyet, üç beraberlik ve yalnızca bir yenilgi… Bu sezon takımın başına Lucien Favre’ın geçmesiyle neler yapacağı en çok merak edilen takımlardan biri olan Borussia Dortmund, beklentileri karşılamakla kalmadı, fazlasıyla üstüne çıktı. Dortmund, geçtiğimiz cumartesi Uli Hoeness’in “Dortmund’a uzun süre sonra ilk defa favori olarak gitmiyoruz” dediği maçta Bayern Münih’i iki kez geriye düşmesine rağmen 3-2 mağlup etti. Bu skorla Dortmund şu anda Bundesliga’da ikinci M’gladbach’ın dört, Bayern’in yedi puan önünde lider konumda. Şampiyonlar Ligi grubunda da Atletico Madrid’le puandaş bir şekilde lider durumda.

Borussia Mönchengladbach ve Nice’te yaptıklarıyla taraflı tarafsız herkesin beğeni ve ilgisini toplayan Lucien Favre, top kendindeyken geriden oyun kuran ve topa sahip olan ; top rakipteyken de yaptığı agresif baskıyla topu kazanıp hızlı geçiş hücumlarıyla sonuca gitmek isteyen bir takım yaratmak istiyor. İsveçli teknik direktörün bu oyun planını Socrates Magazin’e verdiği röportajda söylediği “Ben topa aşığım. Topu görür görmez onunla oynamam gerektiğini düşünürüm.” sözünden anlayabiliriz. Dortmund, hızlı geçiş hücumlarıyla sonuca gitmek, agresif baskı yapmak ve topa sahip olma noktalarında başarılı olsa da önemli bir eksiği de mevcut. Artıları ve eksisiyle sarı-siyahlıları inceleyelim.

(bvb.de)

Borussia Dortmund’un en güçlü yönü, Jürgen Klopp’la geçirdikleri harika dönemde olduğu gibi geçiş hücumları. Bundesliga’da 11 maçta 33 gol atan ve bu gollerin %76’sını akan oyunda bulan Dortmund, akan oyun gollerinin çoğunluğunu da geçiş hücumlarından buldu. Önde veya orta sahada yapılan agresif baskı sonrası kapılan toplarda çok hızlı şekilde dikine gidiyorlar. Dortmund, top kapma denemelerinin %61.1’nde başarılı oluyor ve yaptığı pasların %32.7’sini dikine yapıyor. Farkı yaratan noktaları, tempoları. Favre, bu sezon Bundesliga’da toplamda 270 dakika sahada kalabilen Götze ve Kagawa için “Çok kaliteli oyuncular ama benim sistemimde oynayabilmeleri için çok daha tempolu olmaları gerekiyor. O noktaya ulaşırlarsa formalarını vereceğim.” ifadesini kullanmıştı. Örneğin Der Klassiker’in ilk yarısında baskın taraf Bayern’di. Dortmund’u kendi silahlarıyla vurarak önde bastılar. Bu baskı sonucu Dortmund, başta Wiegl’la olmak üzere çok top kaybetti. Topa sahip olan ve rakibinin kontra ataklarını önleyen Bayern, kanatlardan etkili oldu ve ilk yarıyı önde tamamladı. Fakat ikinci yarıda inanılmaz bir tempo yapan Dortmund, rakibinin orta sahası ile savunması arasında yakaladığı boşlukları iyi değerlendirerek çok sayıda pozisyon yakaladı ve üç de gol bularak maçı kazandı. İki takım toplam 248 kilometre mesafe kat ederken 525 depar attı. Bu tempoda ayakta kalan taraf ise Dortmund oldu.

Geçiş hücumlarıyla ilgili Klopp döneminden farklı olan nokta ise Reus’un pozisyonu ve rolündeki değişim. Kariyer zirvesini sol kanatta yaşayan Alman oyuncu, yaşadığı sakatlıkların ardından bu sezon formasına kavuştu, fakat farklı bir pozisyonda. Reus, 4-2-3-1’in on numara pozisyonunda oynuyor. Bundesliga ve Şampiyonlar Ligi’nde toplam 9 gol, 6 asisti bulunan 29 yaşındaki oyuncu, Dortmund’un eksiği kısmında açıklayacağım set hücumlarında yerini yadırgasa da geçiş hücumlarında yeni rolüne adapte olmuş gözüküyor. Dortmund’un bulduğu kontra ataklarda yalnızca skor katkısı yapmıyor, organizasyonda da başrolü alıyor.

(espn.co.uk)

İkinci silah: Geriden oyun kurmak

Borussia Dortmund’un ikinci güçlü yönü geriden oyun kurma ve oyunu rakip yarı sahaya yıkmadaki başarısı. Hücumlarına geriden kısa paslarla çıkmayı ve topa sahip olmayı hedefleyen Dortmund, Bundesliga maçlarında yaptığı pasların %87’sini kısa pas olarak yapıyor ve yaptığı tüm pasların %84.3’ünde isabet sağlıyor. Bu pasları efektif bir şekilde yapıp oyunu rakip yarı sahaya yıkma noktasında farkı stoperler ve Burki yaratıyor. Burki, üçüncü bir stopermiş gibi iki stoperin arasında pas trafiğine katılıyor. Stoper rotasyonundaki Manuel Akanji, Abdou Diallo ve Dan-Axel Zagadou üçlüsünden hangi ikisi oynarsa oynasın ayağı düzgün ve dribling yapabilen oyuncular oldukları için geride güvenilir bir üçlü oluyor. Buna güvenen bekler(Piszczek, Schmelzer, Achraf Hakimi üçlüsünden ikisi) kanatlara açılıyor ve takımın oyun kurarken genişlemesini sağlıyor. Orta saha ikilisinden(Witsel, Mahmoud Dahoud ve Thomas Delaney üçlüsünden ikisi) biri geriye gelip pas istasyonu oluyor. Bu şekilde Dormund 4-2-3-1 oynamasına rağmen 3-5-2 oynuyormuşçasına atağa çıkıyor.

Zayıf yönü: Kapanan takımları açmak

Fakat Dortmund’un geliştirmesi gereken nokta da buradan sonra ortaya çıkıyor. Dortmund oyunu rakip yarı sahaya yıkabiliyor fakat derinde bekleyerek iyi alan parselleyen ve etkili kontra ataklara çıkan takımları açmakta zorlanıyor. Buna iki örnek vereceğim. Dördüncü haftada oynanan Hoffenheim maçı ve sezonun kaybedilen tek maçı olan Atletico Madrid deplasmanı. Borussia Dortmund, Bundesliga’da maç başına 5.4’ü isabetli 13.3 şut ; Şampiyonlar Ligi’nde 3.3’ü isabetli 10.8 şut çekiyor. Hoffenheim maçında deplasmanda olmasına rağmen topa %60 sahip olan Dortmund, rakip kaleye yalnızca iki isabetli şut çekebildi. Buna karşılık Hoffenheim, Dortmund kalesine 17 şut çekti. Atletico maçında ise durum daha da dramatik. Deplasmanda topa %68’le sahip olan Dortmund, hiç isabetli şut atamazken Atletico 15 şut çekip yedisinde isabet sağladı. Bu sorunun iki sebebi var. Birincisi Dortmund çok genç ve yeni bir takım. Dortmund’un Bundesliga’da en az 180 dakika sahada kalan oyuncularının yaş ortalaması 24.6. Dünyada derinde bekleyerek iyi alan parselleyen takımları açabilen çok az takım varken Dortmund’un henüz o noktada olmaması çok normal. Fakat ikinci sebep personelle ilgili. Öncelikle Dortmund’un net bir 9 numarayla oynadığı süre sayısı çok az. Paco Alcacer, akılalmaz bir şekilde Bundesliga’da 29.5 dakikada bir gol atsa da 11 haftada yalnızca 235 dakika sahada kalabildi. Onun olmadığı zamanlarda en uçta oynayan Maximilian Phillip veya Mario Götze ikilisi sağlam savunma takımlarına karşı fiziksel özelliklerinden ötürü kayboluyor. Buna ilave olarak iki oyuncu da çok formsuz. Forvetin arkasındaki üçlü rotasyonunda yer alan Reus, Jadon Sancho, Christian Pulisic, Jacop Bruun Larsen ve Marius Wolf beşlisi, dar alanda problem çözücülüklerinden çok geniş alanda atletizmleriyle öne çıkan oyuncular. Ayrıca Reus dışındaki dört ismin sırasıyla yaşları 18, 20, 20 ve 23. Orta saha ve bek rotasyonu da (Piszczek, Schmelzer, Achraf Hakimi, Witsel, Thomas Delaney ve Mahmoud Dahoud) dar alanda sorun çözücüden çok ileri dörtlüye konfor yaratabilecek ve yetenek anlamında da üzerine düşeni yapacak oyunculardan oluşuyor. Dortmund’un iyi savunma takımlarını set hücumunda açabilmesi için Reus’un yeni rolüne daha da adapte olması, Alcacer’in oynama istikrarı sağlaması, gençlerin gelişimini sürdürmesi ve zaman gerekiyor.

(mirror.co.uk)

Sonuç olarak Borussia Dormund, Klopp döneminin ardından tekrar hem sonuç alan hem de izlerken muazzam keyif veren bir takım oldu. Bundesliga’da altı yılın ardından tekrar şampiyon olabilecekler mi, Şampiyonlar Ligi’nde nereye kadar gidecekler, baş döndürücü geçiş hücumlarının yanında set hücumlarını ne kadar geliştirecekler, Lucien Favre güzel futbol oynatan ve genç oyuncuları geliştiren antrenörden elit antrenör statüsüne terfi edebilecek mi, hep beraber göreceğiz. Fakat ne olursa olsun mutlaka takip edilmesi gereken bir takım oldukları aşikar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *